1 Aralık 2024 Pazar

Mutluluğu arayan birinin bu uğurda ölmek üzereyken sayıkladıkları

Bir önceki yazımın devamı niteliğinde olacak olan sayıkladıklarımı buraya aktaracağım. Belli bir konu bütünlüğü olmayabilir, adı üstünde sayıklamalar. Eski yazılarım kadar iyi yazmam da artık mümkün değil. Nereden nasıl başlayacağım bilmiyorum. Ama şu an dönüp dolaşıp geri geldiğim yerdeyim ve bir şeyler yazmazsam daha iyi olmayacağım.


Toyluğumun gidişinin bir sonucu olarak bir şeyleri eskisi gibi tutkuyla yapmakta zorlanıyorum. Bir zamanlar içim dolu olduğunda kelimeleri ve cümleleri paragraflara çevirmek bu kadar zor gelmezdi. Şimdi ortaya anlamlı bir şeyler çıkarmak bile çok güç. Fakat benim gerçek dibe vuruşlarımın hayatımdaki karşılığı direkt olarak burası sanırım. 2023'te o beni terk ettiğinde neden buraya gelmedim diye düşünüyorum an itibariyle. Gelmeyi denedim ama gelemedim mi? Tahmin ediyorum böyleydi. O halde gerçek dipte olduğumda buraya bile dönemeyecek durumda oluyorum. Yani şu an hala umut var demektir. Veya tam tersine şöyle bir senaryo da mümkün olabilir, ne yaşadığımın yeni farkına varıyorum ve dibe ulaşmak için biraz sindirmek gerekiyor. Şu son olay ve öncekinin zaten bana tek bir vakaymış gibi gelmesi de bundan kaynaklı olabilir. Toplamda kaybedilmiş 7 değil 8 yıl var. Aslında tek bir ilişki gibi. Sonuncusu sadece bir hatırlatma, bir tokat. Hayatın beni olumsuzluklarla şaşırtması ve benim bu olumsuzluklar üzerine yaşama umudumu kurmam için bir fırsat. Sindirmem ve hayatımın gerçekliğini bana hatırlatması açısından bir nimet. Evet 7 yıl boyunca kazandım ve mutluydum ama bu anormal olandı zaten. Aykut, senin kalbini normalde hep kırarlardı. Normal olan buydu unuttun mu? Huzura niye alıştın ki? Senin gerçekliğin sadece ve sadece saf acıydı hatırlamıyor musun. Acı çekmediğin bir saniye var mıydı dön bir bak, 2016 öncesine. Sen böyle değildin ki zaten, kendine gel diye yaşadın bu sonuncuyu. Kaderin böyle, döngüdesin. Kendini paralayacaksın, onurunu kaybetmenin sınırlarında dolaşacaksın, kimsenin yapmadığı fedakarlıkları yapacaksın ve ne için? Bir hiç uğruna. Seni öldürsünler, çiğnesinler, üstüne bassınlar ki mutlu mutlu yaşayabilsinler diye. Sen gerçekliğini unutursan ve bu rüyadan uyanamazsan sana böyle hatırlatırlar işte.

Devam edecek.


10 Ekim 2024 Perşembe

Dönüp Dolaşıp Yine Buraya Gelmem Hakkında Düşünülenler

Burası adeta bir otobiyografi gibi. En büyük aşklarım burada, en büyük hüzünlerim ve mutluluklarım, planlarım ve heveslerim burada. Yazılanların bazılarının üstünden 10 yıl geçecek ama hala pişmanlık yok. Ne yaşadıysam, ne olduysam hala o. Şimdi geri geldim ve sıfır korku. Sadece yine ben varım. Dönüp dolaşıp yine buraya geleceksem, normalde inanmam ama "kaderim bu".



Bugün geriye dönüp ne yazdıysam tekrar okudum. Hayatımı etkileyen en büyük olayın neticesinde, daha önce yayınlayıp sonradan taslağa kaldırdıklarımı da okuyup tekrar yayınladım. Bunları okuyunca en iyi dönemimin zaten çoktan geçtiğine biraz daha ikna olur gibi oldum. Kolay değil 7 hatta 8 yıl oldu. Yine yeniden buradayım. Bu kadar geniş bir sürede, "artık ihtiyacım yok ve olmayacak" deyip  yazılmayanların ne kadar tutabileceğini düşünüyorum. Bu düşünceme göre bu yazı tamamlandığında ince bir kitap kadar olmalı herhalde. Fakat hüzün dolu tabutumun kaldırılabilmesi daha çok ele ihtiyaç var. Biraz daha zamana ihtiyaç var.

Bugün geldiğim noktada şu halde olduğumu anlıyorum. Sanırım asla eskisi gibi bir kalbim olmayacak. Kırılıp un ufak olmuş bir kalbi yeniden eski haline getirmek imkansız değil ama imkansıza yakın. Bunu eskiye yakın bir hale getirmek için ne büyük bir emek gerekir, ne kadar güçlü bir yapıştırıcı. Veya komple hepsini eritip kalıba döküp sıfırdan bir kalp yaratılabilir. Peki hiçbiri benim eski kalbime yaklaşabilir mi? Hayır. Fakat yine de eskiye göre daha çok umudum var. Neden, çünkü artık daha fazla kırılamam ondan. Ben zaten son noktama kadar incindim. Bu dünyada hiçbir şey bana artık zarar veremez. Olmayan bir kalbi kıramazsın. Ben kolumu, bir gözümü, bir kulağımı, bacağımı kaybettim. Bir yıldır bunlar olmadan yaşıyorum. En büyük acıları gördüm. En büyük sürprizleri gördüm. İyisini de yaşadım kötüsünü de. Hayat beni artık şaşırtamaz. Deniyorum ve her denediğim şey dejavu. Yeni insanlar tanıyorum fakat hala birebir aynı şeyleri duyuyorum. Aynı yere dönüyorum ve başlangıç yaparken hep aynı mahcubiyeti görüyorum. Geçmişte yüzüme karşı neler okunduysa aynen devam ediyor, değişemiyorum. Başıma ne gelirse gelsin hala aynı şeyleri duyduğuma göre ben buyum kabullenmem lazım. Hala o kadar safım ve salağım ki. Kendime sadece bu açıdan katlanamıyorum. Fazla iyiliğin zararını elbet göreceğimi biliyorum fakat yine gidiyorum.

Uzun paragraflar yazacak enerjim olup olmadığını tartışıyorum kendi içimde. Kısa cümleler sıkça kuruyorum. Hatta kısa ama miktar olarak çokça oluyor. Bunlar şiire de dönüştürülemez çünkü birbiriyle bağlantılı değiller. Birbiriyle bağlantılı uzun cümleler kurmakta zorlanıyorum. Sanırım hayatımdaki stabiliteyi ve istikrarı kırmam gerekiyordu. Kırdım ve buna alışmaya çalışıyorum. Etkilerini her yerde görüyorum. Aynaya baktığımda karşımdaki kişiyi tanımakta zorlanıyorum. Ne yaptığımı bilmiyorum, bir planım yok, enerjim yok, hayatım yok, bir isteğim yok. Rutinim çok ama düzenim yok. Beni ez, parçala, çiğne. Bana ancak bunlar yapılabilir zaten. Artık nereden denersen dene dikiş tutmam. Bitmişim, sonumu yaşıyorum zaten. Kendi onurum dışında kaybedecek bir şeyim yok. Acı yok, öfke yok, his yok.