Bugün geriye dönüp ne yazdıysam tekrar okudum. Hayatımı etkileyen en büyük olayın neticesinde, daha önce yayınlayıp sonradan taslağa kaldırdıklarımı da okuyup tekrar yayınladım. Bunları okuyunca en iyi dönemimin zaten çoktan geçtiğine biraz daha ikna olur gibi oldum. Kolay değil 7 hatta 8 yıl oldu. Yine yeniden buradayım. Bu kadar geniş bir sürede, "artık ihtiyacım yok ve olmayacak" deyip yazılmayanların ne kadar tutabileceğini düşünüyorum. Bu düşünceme göre bu yazı tamamlandığında ince bir kitap kadar olmalı herhalde. Fakat hüzün dolu tabutumun kaldırılabilmesi daha çok ele ihtiyaç var. Biraz daha zamana ihtiyaç var.
Bugün geldiğim noktada şu halde olduğumu anlıyorum. Sanırım asla eskisi gibi bir kalbim olmayacak. Kırılıp un ufak olmuş bir kalbi yeniden eski haline getirmek imkansız değil ama imkansıza yakın. Bunu eskiye yakın bir hale getirmek için ne büyük bir emek gerekir, ne kadar güçlü bir yapıştırıcı. Veya komple hepsini eritip kalıba döküp sıfırdan bir kalp yaratılabilir. Peki hiçbiri benim eski kalbime yaklaşabilir mi? Hayır. Fakat yine de eskiye göre daha çok umudum var. Neden, çünkü artık daha fazla kırılamam ondan. Ben zaten son noktama kadar incindim. Bu dünyada hiçbir şey bana artık zarar veremez. Olmayan bir kalbi kıramazsın. Ben kolumu, bir gözümü, bir kulağımı, bacağımı kaybettim. Bir yıldır bunlar olmadan yaşıyorum. En büyük acıları gördüm. En büyük sürprizleri gördüm. İyisini de yaşadım kötüsünü de. Hayat beni artık şaşırtamaz. Deniyorum ve her denediğim şey dejavu. Yeni insanlar tanıyorum fakat hala birebir aynı şeyleri duyuyorum. Aynı yere dönüyorum ve başlangıç yaparken hep aynı mahcubiyeti görüyorum. Geçmişte yüzüme karşı neler okunduysa aynen devam ediyor, değişemiyorum. Başıma ne gelirse gelsin hala aynı şeyleri duyduğuma göre ben buyum kabullenmem lazım. Hala o kadar safım ve salağım ki. Kendime sadece bu açıdan katlanamıyorum. Fazla iyiliğin zararını elbet göreceğimi biliyorum fakat yine gidiyorum.
Uzun paragraflar yazacak enerjim olup olmadığını tartışıyorum kendi içimde. Kısa cümleler sıkça kuruyorum. Hatta kısa ama miktar olarak çokça oluyor. Bunlar şiire de dönüştürülemez çünkü birbiriyle bağlantılı değiller. Birbiriyle bağlantılı uzun cümleler kurmakta zorlanıyorum. Sanırım hayatımdaki stabiliteyi ve istikrarı kırmam gerekiyordu. Kırdım ve buna alışmaya çalışıyorum. Etkilerini her yerde görüyorum. Aynaya baktığımda karşımdaki kişiyi tanımakta zorlanıyorum. Ne yaptığımı bilmiyorum, bir planım yok, enerjim yok, hayatım yok, bir isteğim yok. Rutinim çok ama düzenim yok. Beni ez, parçala, çiğne. Bana ancak bunlar yapılabilir zaten. Artık nereden denersen dene dikiş tutmam. Bitmişim, sonumu yaşıyorum zaten. Kendi onurum dışında kaybedecek bir şeyim yok. Acı yok, öfke yok, his yok.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder